Yenidoğanlarda Cilt (Deri) Gelişimi ve Özellikleri


Yenidoğan cilt deri gelişimi ve özellikleri

Deri vücudun en büyük organıdır. Deri yalnızca vücut yüzeyini kaplayan bir örtü değil, yaşamsal fonksiyonları olan bir organdır. Derinin ana fonksiyonu dış ortamdan gelen bakteri, fiziksel ve kimyasal ajanlara karşı bariyer oluşturmaktır. Böylelikle mikroorganizmaların istilasından, enfeksiyonlardan, ultraviyole ışınlarının hasarından, mekanik kuvvetlerin basısından ve sıvı kaybından korur. Deri aynı zamanda kalsiyum ile fosfatın emilmesine yardımcı olan D vitaminin üretilmesini sağlar ve vücut ısısını düzenler. Ayrıca kozmetik fonksiyonları olmakla birlikte, anne-çocuk ilişkisinde bir duyu organı gibi işlev görür.

Derinin gelişimi ve olgunlaşması yaş dönemlerinde farklılıklar göstermektedir. Çocukların cilt yapısı morfolojik ve fonksiyonel yönden yetişkinlerden farklılık gösterir. Yenidoğan yaşamının ilk günlerinde ıslak yaşamdan kuru dış çevreye uyum sürecini yaşar. İlk ay ve bir yaşına kadar deride değişmeler ile yapı ve fonksiyonlarında gelişmeler devam eder.

Derinin epidermis, dermis ve subkutan yağ dokusu olmak üzere üç tabakası vardır ve yaş dönemlerine göre bu tabakalarda değişimler meydana gelebilmektedir.


Epidermis kimyasal, fiziksel yaralanma ile enfeksiyonlara karşı direnç gösteren, toksik madde emilimini ve su kaybını engelleyen derinin bariyer tabakasıdır. Stratum korneum ve bazal tabakadan oluşmaktadır. Gebeliğin 8. haftasından itibaren çoğalıp, değişen epidermal hücreler ektoderm tabaka olarak nitelendirilen stratum korneum tabakasını oluştururlar. Stratum korneumun protein ve lipitlerden oluşmuş yapısı vardır.

Stratum korneum tabakası ısı kaybı ve transepidermal su kaybının kontrolünden sorumludur ve yetişkinler ile termdeki yenidoğanlarda 10-20 tabakadan oluşmaktadır. Zamanında doğmuş yenidoğanlarda yetişkinlere göre transepidermal su kaybı daha düşüktür. Prematüre yenidoğanlarda stratum korneumun tabakası daha ince olup, doğum yaşına göre değişmektedir. Doğum yaşı 30 haftadan az olanlarda iki ya da üç stratum korneum tabakası vardır. 24. gebelik haftasından küçük olanlarda stratum korneum tabakası yoktur. Gebeliğin 4. ayına kadar epidermis ve dermis tabakaları oluşmasına rağmen, stratum korneum tabakası olgunlaşmamıştır. Bu yüzden prematüre yenidoğanlarda stratum korneum tabakasının lipit bariyeri zayıftır ve geçirgenliği fazladır.

Stratum korneum tabakasının diğer fonksiyonları ise toksinlere ve bakteri ve virüs gibi enfeksiyöz ajanlara karşı koruma sağlamasıdır. Stratum korneum tabakası prematüre yenidoğanlarda tam gelişmediğinden topikal uygulanan ajanların toksik etkilerine ve transkütanöz yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı savunmasız bırakır.

Bazal tabaka keratinosit adı verilen hücrelerle stratum korneum tabakasını değiştirir. Yaklaşık her 26 günde, keratinositler bazal tabakadan stratum korneum tabakasının pullanmış dış kısmına göç ederler. Bazal tabakada keratinositlerden başka melanosit adı verilen deriye rengini veren ve deriyi ultraviyole ışınlarına karşı koruyan hücrelerde yer almaktadır.

Dermis tabakası, epidermis ile subkutan yağ dokusu arasında bağlantıyı sağlayan böylelikle travmalara karşı dayanıklılığı arttıran, kollajen ve elastik liflerden oluşmuş ağsı yapıdaki tabakadır. Dermis tabakası, epidermis için besin üretimi ile ter ve sebumun yapımından sorumludur. Yenidoğanın dermis tabakasında ise elastik lifler yetersiz olup, bu fonksiyonlar tam olarak yürütülemez. Dermis tabakasındaki kollajen deposu gebelik haftası arttıkça gelişir ve dermis tabakasında sıvı birikmesini önler. Prematüre yenidoğanlarda dermis tabakasında kollajen ve elastik liflerin daha az sayıda olması nedeniyle ödemli yapının oluşması daha kolaydır. Bu nedenle prematürelerde basınca bağlı doku hasarı gelişme riski fazladır.

Subkütan doku endokrin organ özelliği taşıyan önemli bir cilt tabakasıdır. Büyük kan damarları ve sinirler bu tabakada yer almaktadır. Lipid deposu, vücut ısısını koruma ve travmalara karşı koruyucu yastık görevi yapar.

Yenidoğanda deri bütünlüğünü etkileyen faktörler

Deri bütünlüğü kavramı, cilt tabakalarında herhangi bir hasarın olmadığı normal bir cilt yapısını ifade eder. Vücudun en büyük organı olan cildin, kendi fonksiyonlarını yürütmesinde özellikle de enfeksiyonlara karşı korunmasında cilt bütünlüğünün korunması önem taşır. Deri bütünlüğünü etkileyen faktörler iç ve dış faktörler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Deri bütünlüğünün korunması tüm yaş gruplarında olduğu gibi yenidoğanlarda da hayati önem taşımaktadır. Miadında doğan yenidoğan çocuk ve erişkinler gibi, iyi gelişmiş epidermis ve dermise sahip olmasına karşın, bebek olmaya bağlı bazı faktörler deri bütünlüğü için risk oluşturmaktadır. Deri bütünlüğünü etkileyen iç faktörlerden olan yaşa bağlı olarak yenidoğanların derilerinde bazı farklılıklar oluşmaktadır. Bu farklılıklar şunlardır:

  • Epidermis ve dermis aralarındaki bağlantı oldukça zayıftır, deri incedir ve elastik yapıdadır.
  • Stratum korneum tabakası ince ve geçirgenliği yüksektir. Erişkinde stratum korneum kalınlığı 9.3 µm iken prematür yenidoğanda 4.1µm’dir.
  • Epidermis ince ve vücut yüzey alanı geniş olduğundan dolayı lokal ilaçlar emilmesi daha çok fazladır.
  • Sebase bezleri sayısı yeterli fakat işlevleri daha tamamı ile gelişmediğinden dolayı sebum sekresyonu azaltmaktadır. Bu nedenle deri enfeksiyonlara ve rahatsızlıklara eğilimlidir.
  • Yenidoğan bebeğin deri yüzey pH’sı yüksektir ve serbest yağ asidi konsantrasyonu yetişkinlerin derisine oranla daha azdır. Bu nedenle geçirgenlik ve enfeksiyon gelişme riski artmaktadır.
  • Ter bezleri 2 ve 3 yaş aralıklarında olgunlaşır. Ter ve terin buharlaşması deri üstündeki asidik bir örtü oluşturmaktadır. Bu yolla bakteri, mantar gibi enfeksiyonlardan korumaktadır. Bundan dolayı 2 ve 3 yaşlarını doldurmamış çocuklar enfeksiyona daha çok yatkındır.
  • Bebek derisinde epidermisin dermisle gevşek bağlantısından ötürü inflamatuvar süreçler sırasında su kabarcıkları gelişebilmektedir. Bunun yanı sıra transepidermal su kaybı, perkutanoz absorbsiyon ve termal değişikliği artmaktadır.
  • Epidermal bariyer tamamı ile gelişmediğinden dolayı mikroorganizmalara daha çok duyarlı olmaktadır, irritanlara reaksiyon vermeye ve nem artışına bağlı olarak maserasyona daha çok yatkındır.



Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mraniye escort
maltepe escort
Pendik Escort
Ataşehir Escort
turk porno