6-12 Aylık Bebeklerde Ek Gıdaya Geçiş



Bebeklik ve erken çocukluk dönemindeki beslenmenin en iyi şekilde olması, çocuk sağlığını geliştirmede en etkin yöntemdir. Annenin gebelik dönemindeki beslenmesi kadar, bebeğin doğumundan iki yaşına kadar olan beslenmesi de tüm yaşamını ve sağlığını yakından etkilemektedir. Büyümenin hızlı olduğu bu dönemdeki yetersiz beslenme çocukluk döneminde bilişsel bozukluklara, boy kısalığına sebep olurken, hızlı kilo alımı da ileri dönemdeki obezite riskini artırmaktadır.

Bebekler için optimal beslenme, ilk 6 ay sadece anne sütü, 6. aydan sonra anne sütünün tamamlayıcı besinlerle desteklenerek en az iki yaşına kadar devam ettirilmesi ile mümkündür.

Tamamlayıcı beslenme, emzirilmeye devam edilirken, hızlı büyüme sürecinde olan bebeğe gereksinimi olan mineral ve besin öğelerini içeren besinlerin verilmesi olarak tanımlanır. Altıncı aydan sonra başlanan tamamlayıcı besinler, bebeklik döneminde mortalite ve morbiditeyi azaltır, optimal büyüme ve gelişmeyi sağlar, ileri dönemde ise kronik hastalıklardan korur. Bu dönem bebeğin değişik tat, lezzet ve yapıda besinlerle tanıştığı dönemdir.

Ek gıda da yanlış uygulama bebeğin sağlığı tehdit ediyor!

Ek gıda da yanlış uygulama bebeğin sağlığını tehdit ediyor!

Tamamlayıcı beslenme ile birlikte emzirmenin sürdürülmesi çocuk sağlığı açısından oldukça önemlidir. Tamamlayıcı besinler bebek için özel hazırlanacağı gibi, ailenin tükettiği besinler arasından da seçilebilir. Tamamlayıcı beslenme zamanında, yeterli, güvenilir ve bebeğe uygun olmalıdır. Bebeklerde erken tamamlayıcı besine başlama, anne sütü ile beslenme süresini kısaltmakta ve anne sütünde çok değerli olan demir, çinko gibi önemli besin öğelerinin alımını bozmaktadır.

Tamamlayıcı besinlere geç ya da uygunsuz başlandığında büyümede duraklama veya yavaşlama, malnutrisyon, mikrobesin öğesi eksiklikleri oluşumunun yanı sıra, bebeğin yeni tat, lezzet ve yapıdaki besinlere alışması gecikir, çiğneme gibi yeme işlevlerinin gelişimi de olumsuz etkilenir.

Uzmanlar, tamamlayıcı beslenmenin altıncı ayda başlanmasının sağlık açısından en uygun uygulama olduğunu belirtmektedirler. Bebeğe tamamlayıcı beslenme olarak, koyulaştırılmış unlu, yağlı karışımlar verilmesi alerji riskini artırmakta, beslenme pozisyonunda hata olması ise gastroözefajialreflü oluşumuna zemin hazırlamaktadır. Bu gibi durumlar besin alımını azaltmakta, büyüme gelişme geriliklerine sebep olabilmektedir. Erken verilen hatalı besinler, bebeklerde ileriye dönük olarak besini red, yutma güçlüğü ve besin alamama gibi sorunlar yaşatmaktadır.


Tamamlayıcı beslenmede enerji, protein ve yağ gibi besin öğelerinin yanı sıra vitamin ve minerallerden (çinko, kalsiyum, demir, iyot, A vitamini gibi) zengin besinler seçilmelidir. Bebeğin sağlığını olumsuz etkilemeyecek hazırlama, pişirme, saklama, temizlik yöntem ve koşulları uygulanmalıdır. Bebeğin enerji alımı izlenmelidir. Tuz ve şekerli besinlerin bu dönemde verilmesinin sakıncalı olduğu dikkate alınarak, tuzlu ve basit şekerli mamalardan kaçınılmalıdır.

Bebeklerde tamamlayıcı besinlere başlarken çeşitli besin alerjileri oluşabilmektedir. Bu sebeple tamamlayıcı besine başlarken, özellikle ailesinde besin alerjisi hikayesi olanlarda soya sütü, inek sütü, yumurta, bal gibi besinlerin kullanımı sakıncalı olabilmektedir. Başlangıçta besinler, kaşık ya da fincan ile az miktarda verilmeli ve çocuğun bu besine karşı reaksiyon gösterip göstermediği izlenmelidir.

Bebeğe uygun besinler seçilmeli, bebeğin öğün sayısı, iştahı, alma isteği ve bazı besinleri reddetmesi dikkate alınmalıdır. Sık geçirilen enfeksiyonlar, büyüme hızındaki farklılıklar, yetersiz beslenmenin yol açtığı mineral yetersizlikleri bebeğin iştah durumunu etkilemektedir. Ayrıca öğün öncesi bebeğe verilen meyve suyu, şekerleme, bisküvi gibi besinlerin de iştahsızlığa sebep olabileceği unutulmamalıdır.

Bebeğin nöromusküler gelişimi, onun belirli kıvamda yiyecekleri almaya hazır olduğu yaş sınırını belirlemektedir. Bebek büyüdükçe, bebeğin gereksinimine ve yeteneklerine göre, besinlerin çeşitliliği ve kıvamı kademeli olarak değiştirilmelidir. Bebekler, 6. ayın bitiminde yarı-katı, püremsi gıdaları yiyebilir. 8. ayı takiben “parmak gıdaları (fingerfoods)” yiyerek, kendilerini beslemeye başlayabilirler. Bebek bir yaşına doğru aile sofrasına oturabilir.

Besinlerin kıvamının gelişim özelliğine uygun olmaması beslenme bozukluğu yaratabilir. Altı-sekiz ayda pütürlü besinler, yetersiz beslenmeye, 10. aydan sonra püre kıvamı ile beslenmeye devam etmek obeziteye zemin hazırlar. Gelişmekte olan ülkelerde anne sütü alan bebekler için, tamamlayıcı besinlerle gelecek enerji 9-11 ayda 300 kkal/gün, 1-2 yaşta yaklaşık 550 kkal/gün’dür. Endüstrileşmiş ülkelerde ise anne sütü verme oranı farklılığından dolayı tamamlayıcı besinlerden gelecek olan enerji 9-11 ayda 310 kkal/gün, 1-2 yaşta yaklaşık 580 kkal/gün olarak değişmektedir.

Bebeklerin mide kapasitesi 30ml/kg civarındadır. Bu iki açıdan önem taşımaktadır, birincisi bebeklere gün içerisinde tekrarlayan öğünler verme gerekliliği, ikincisi ise bir öğünde yeterli gıda verebilmek için gıdanın kıvamının ve çeşitliliğinin önemidir. Bebeklere verilecek öğün sayısı ve bebeğin bir öğünde yiyebildiği miktar, öğünde sunulan gıdaların enerji dansitesi ve anne sütünden açık kalan enerji miktarı ile ilgilidir. Buna göre 9. aydan sonra 3-4 ana öğün, 1-2 ara öğün önerilmektedir.

Yaşamın ilk iki yılında, bebek ve küçük çocukların büyüme ve gelişme hızları çok yüksek olduğundan besin ihtiyaçları da fazladır. Tamamlayıcı besinlerde bulunan minerallerin yeterli olup olmadığı tüketilen miktara ve biyoyararlılığa bağlıdır. Bu sebeple günlük besin ve besin öğesi ihtiyaçlarının karşılanması için, besin çeşitliliği sağlanmalıdır. Et, tavuk, balık, yumurta gibi besinlerin beslenmede yer alması önemlidir.


Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mraniye escort
maltepe escort
Pendik Escort
Ataşehir Escort
turk porno